Güneş Sistemi
21 Ocak 2008 – 17:26
GüneÅŸ Sistemi, GüneÅŸ adını vermiÅŸ olduÄŸumuz bir yıldız , bu yıldızın çevresindeki belirli yörüngelerde bulunan 9 gezegen ve çok sayıda küçük gökcisminden oluÅŸmaktadır. GüneÅŸ Sistemi’nde yer alan gezegenlerin isimleri sırası ile Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton dur. Evrende sayısız yıldız olduÄŸu tahmin edilmektedir. Bu yıldızlar belli galaksilerde yer alır. GüneÅŸ Sistemi de Samanyolu Galaksisi’nin bir elemanıdır. Samanyolu Galaksisi içinde %90′nının büyüklüğü güneÅŸ kadar olan 100 milyar yıldız olduÄŸu tahmin edilmektedir. Bu yıldızlardan her birinin çevresinde 9 gezegen olduÄŸunu düşünürsek (bazı yıldız sistemlerinde çok daha fazla gezegen vardır.) sadece Samanyolu Galaksisi’nde 1 trilyona yakın gezegen olduÄŸu sonucuna ulaşırız. Tüm evreni ele alırsak sayılarla ifade edemeyeceÄŸimiz bir sonuç ortaya çıkar. Evrende keÅŸif bekleyen sayısız gezegen olmasına raÄŸmen insan oÄŸlunun henüz GüneÅŸ Sisteminde ki gezegenler hakkındaki bilgileri bile çok yetersizdir. İnsan oÄŸlunun evren ve gezegenler hakkındaki araÅŸtırmaları çok eskilere dayansa da ancak günümüzde bu araÅŸtırmalar bilimsel boyut kazana bilmiÅŸtir. Son yıllarda uzaya yollanan uzay araçları ve sondalar sayesinde çok deÄŸerli bilgiler edinilmiÅŸse de bu güne kadar uzay bilimi konusunda yapılabilen en büyük geliÅŸme Ay’a ayak basmak olmuÅŸtur.
[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.jpg[/IMG]
GüneÅŸ sisteminde, diÄŸer tüm galaksi ve sistemlerde de olduÄŸu gibi belli bir düzen vardır. Her gezegen kendisine ait yörüngesinde hiç bir sapma yapmadan dönmektedir. Aynı zamanda yörüngesi yada ekseni etrafındaki dönme süresi hiç deÄŸiÅŸmeden sabit kalmaktadır. Bu yörüngeler ve periyotların hepsi matematiksel bir düzen içerisindedir. Bu düzeni ilk olarak keÅŸfedin kiÅŸi Kepler’dir. Kepler çalışmaları sonucunda GüneÅŸ Sistemi’ndeki tüm gezegenlerin periyotlarının bir formüle baÄŸlı olduÄŸunu bulmuÅŸtur. Bu formül deki orantı “BodeYasası” olarak bilinir.
Bilim adamları evrenin yaradılışını, evrenin yoktan var edildiÄŸini kabul eden “Big Bang” teorisi ile açıklamaktadırlar. Bu teoriye göre; “Evren, yaklaşık 15 milyon yıl önce sıfır hacim ve sonsuz yoÄŸunluÄŸa sahip olan bir yokluÄŸun ÅŸiddetle patlaması sonucunda oluÅŸmuÅŸtur”. “Big Bang” teorisi evrenin yaradılışı ile ilgili teoriler arsında en çok kanıtı bulunan ve en çok kabul edilenidir. GüneÅŸ Sisteminin oluÅŸumu hakkında ise hiç biri tam olarak kabul görememiÅŸ bir çok teori bulunmaktadır. GüneÅŸ Sistemi’nin oluÅŸumuyla ilgili bilinen ilk teori Decartes’e aittir. En çok destek toplayan teoriye ise, Samanyolu Galaksisi’nde yer alan büyük bir gaz toz bulutunun bir kısmı zamanla yoÄŸunlaÅŸarak GüneÅŸ’i ve diÄŸer gezegenleri oluÅŸtuÄŸunu iddia etmektedir. Bu teori en mantıklı teori olarak kabul edilse de cevaplayamadığı bir çok soru vardır.
Günümüzde uzay araştırmalarının devam ettiğini söylemiştik. Şimdilik bu araştırma ve çalışmalar yetersizmiş gibi görünse de muhakkak insan oğlunun içinde var olan araştırma ve bilinmeyeni öğrenme isteği, bu çalışmaların artarak devam etmesini sağlayacaktır. Kim bilir belki bir gün evren hakkındaki tüm sorulara cevap buluna bilinir.
[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.jpg[/IMG] Güneş
Evrendeki sayısız yıldızdan sadece biri olan GüneÅŸ, Samanyolu Galaksisi’nde yer almaktadır. GüneÅŸ, üzerinde yaÅŸadığımız gezegenin de içinde bulunduÄŸu GüneÅŸ Sistemi’nin merkezini oluÅŸturur. 4,65 milyar yaşımda olduÄŸu tahmin edilen bu dev enerji kaynağının yarı çapı 7×105 km yani dünya yarıçapının 100 katıdır. Ekliptik düzlem normaliyle 75° 15′ açı yapan GüneÅŸ, ekseni etrafındaki dönüşünü yaklaşık 27 günde tamamlar. GüneÅŸin merkez sıcaklığı 10 milyon derece, dış sıcaklığı ise 5700 K° dır. BaÅŸlangıçta 2×1030 kg’lık kütlesinin %73 ‘luk kısmının hidrojenden, geri kalan kısmını ise helyumdan oluÅŸtuÄŸu tahmin edilmektedir.
GüneÅŸin bu bitmez tükenmez ısıyı nasıl ürettiÄŸi sorusu, ilk zamanlar insanların kafasını en çok meÅŸgul eden soru olmuÅŸtur. Fakat günümüzde güneÅŸin bu ısı enerjisini içindeki hidrojeni çekirdek füzyonu ile helyuma çevirerek elde ettiÄŸi anlaşılmıştır. Ve GüneÅŸ çekirdek füzyonu sayesinde çevresine 4×1026 Watt’ lık güç yaymaktadır. BaÅŸlangıçta %73 hidrojen olan hidrojen oranının günümüzde %38′e düştüğü tahmin edilmektedir. Bu tahmine dayanarak güneÅŸin ömrünü yarıladığını söyleyebiliriz.
GüneÅŸ yüzeyi tabakalardan oluÅŸmuÅŸtur. Bu tabakalara çekirdekten yüzeye doÄŸru sırasıyla fotosfer, kromosfer ve korona isimleri verilmiÅŸtir. GüneÅŸin görünür yüzeyini 500 km kalınlığındaki fotosfer tabakası oluÅŸturmaktadır. Bu tabakanın sıcaklığı 6000 K° kadardır. Fotosfer tabakasının hemen üstünde 2500 km kalınlığındaki kromosfer tabakası yer almaktadır. Bu tabakanın sıcaklığı en üst kısımda 105 - 106 K° ‘ye kadar yükselebilir. Bu tabakadan hemen sonra geniÅŸliÄŸi gezegenlere kadar uzanan korona tabakası yer alır bu tabakanın ortalama sıcaklığı 106 K° kadardır. GüneÅŸin katmanları arasındaki manyetik alan ÅŸiddeti büyük deÄŸiÅŸiklikler gösterir ve bu deÄŸiÅŸikliklerin sonucunda bir çok olay gözlenir. ÖrneÄŸin GüneÅŸ lekeleri, manyetik alan düzensizliÄŸi sonucunda o alandaki sıcaklığın çevreye göre düşmesinden kaynaklanır.
Güneşin korona tabakasından gezegenler arsı ortam yayılan elektrik yüklü taneciklerin oluşturduğu etkiye Güneş Rüzgarı adı verilmektedir. Güneşe yaklaşan kuyruklu yıldızların kuyrukları bu rüzgarın etkisi ile güneşe ters yönde uzanırlar. Güneş Rüzgarı, proton, elektron ve %5 kadar helyum çekirdeği ile az miktarda daha ağır atomlardan oluşmuştur.
[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.jpg[/IMG]
Güneş, ısı ve ışığa ek olarak, yoğunluğu düşük, artı ve eksi yüklü parçacıklar (çoğunluğunu elektron ve protonların oluşturduğu) yayar. Güneş rüzgarları olarak da isimlendirilen bu akım güneşten çevreye saniyede 450 km hızla yayılırlar. Bu olay dünyada gerilim hatlarında voltaj dalgalanmalarına, elektromanyetik dalgalarla yapılan haberleşmelerin (radyo, tv yayınları telsiz haberleşmeleri gibi) zaman zaman aksamasına neden olur. O harika kuzey ışıklarının (aurora borealis) oluşum nedeni de güneş rüzgarıdır. Kuyruklu yıldızların kuyruklarının oluşması güneş rüzgarları nedeniyledir. Rüzgarın uzay araçlarının yörüngelerine yaptığı etki ölçülebilir düzeydedir. (soldaki fotoğraf güneşin x-ışını fotoğrafıdır).
SaÄŸdaki güneÅŸ fotoÄŸrafı 19 aralık 1973′de Skylab uzay istasyonundan çekilmiÅŸtir. GüneÅŸ yüzeyinden, güneÅŸin manyetik alanıyla ötelenen olaÄŸanüstü bir alev kolunu göstermektedir. Resimdeki alevler güneÅŸten 588,000 km uzaÄŸa kadar ulaÅŸmaktadır. Ne güneÅŸ lekelerinin yaygınlığı ne de güneÅŸin yaydığı enerji sabit deÄŸildir. 17. yüzyılın ikinci yarısına rastlayan ve Maunder Minimum diye adlandırılan, güneÅŸ lekelerinde aşırı bir azalmanın yaÅŸandığı bir dönem bilinmektedir. GüneÅŸin oluÅŸumundan bu yana güneÅŸin yaydığı enerjide %40 kadar bir artış olmuÅŸtur.