Hepatit B
21 Ocak 2008 – 17:33
Hepatit B
Hepatit B nedir?
Hepatit B , hepatit B virüsünün (HBV) meydana getirdiği bir enfeksiyon hastalığıdır. Dünyada en çok görülen enfeksiyon hastalıklarından biri olan hepatit B, bütün dünyadaki önde gelen dokuzuncu ölüm nedenidir.
Hepatit B, hafif ve belirti vermeyen bir enfeksiyondan, çok daha ağır karaciğer hastalıklarına ve bu arada sirozla primer hepatosellüler karsinomaya (karaciğer kanserine) kadar değişebilen çeşitli tablolara neden olabilir. Karaciğer kanseri, dünya da en yaygın kanserlerden biridir.
İltihap : Enfeksiyon etkenlerine veya tahriş edici maddelere tepki olarak bir dokuda iltihap hücrelerinin ve sitokinlerin toplanmasıdır.
Antijen : Vücuda giren ve bağışıklık sisteminin tanımadığı her türlü yabancı madde.
Antikor : Bağışıklık sistemi tarafından yapılan ve yabancı bir antijene bağlanıp onu nötürleşme amacı güden bir protein kompleksi.
Ne kadar insanda kronik hepatit B virüsü enfeksiyonu vardır?
En az 350 milyon insan bu hastalığın kronik taşıyıcısıdır. Coğrafi dağılım, dünyanın her tarafından çok değişik rakamlarla ifade edilmektedir.
Dünyada 2 milyardan fazla insanın hepatit B virüsü ile enfekte olduğu bilinmektedir, ama bunların hepsi kronik taşıyıcı değildir.
Hepatit B’nin coÄŸrafi dağılımı Çin, GüneydoÄŸu Asya ve Afrika gibi yerlerde çok yüksek; Güney Amerika , Batı Avrupa ve Avustralya gibi yerlerde düşüktür. Avrupa’da her yıl 900.000 - 1 milyon insan hepatit B virüsü ile enfekte olmaktadır. ABD’de her yıl 140.000-320.000 akut hepatit B enfeksiyonunun gerçekleÅŸtiÄŸi hesaplanmıştır. Bu enfeksiyonların çok büyük bir bölümü, kronik hastalığa neden olmadan kendiliÄŸinden iyileÅŸmektedir.
Asya ve Afrika’daki birçok ülkeye ait rakamlar bilinmemektedir ama söz konusu bölgelerdeki kronik taşıyıcı yaygınlığının yüksek olması, enfeksiyon oranının da yüksek olması gerektiÄŸini göstermektedir.
Uzun Süreli Taşıyıcı Dağılımı
• Dünyada 350 milyon uzun süreli taşıyıcı var.1
• %25′i, hepatit B ya da iliÅŸkili komplikasyonlarına baÄŸlı olarak ölecek.2
• Her yıl HBV infeksiyonundan 1 milyon dolayında insan ölmekte.3
• HBV, dünyada 9. ölüm nedenidir.4
• Uzun süreli taşıyıcıların %75′i Asya/Pasifik’te yaÅŸamaktadır.5
1 WHO 1998; 2 Mast 1993; 3 Lee 1997; 4Boag 1991; 5 Gust 1996
Asya/Pasifik Uzun Süreli Taşıyıcılar
Ülke Milyon Kişi
Çin 120.0
Hindistan 48.0
Endonezya 11.6
Filipinler 7.6
Tayvan 3.0
Kore 2.5
Japonya 1.3
Hong Kong 0.7
Avustralya 0.2
Singapur 0.03
Hepatit B Nasıl Bulaşır?
Hepatit B, değişik yollardan bulaşabilir. İleri derecede yaygın olan bölgelerdeki bulaşma en çok, anneden çocuğa ve çocuktan çocuğa gerçekleşmektedir. Kan ve meni gibi vücut sıvılarının da, virüsü bulaştırabildiği bilinmektedir. (Kan alma veya cinsel yoldan bulaşma)
Asya Pasifik bölgesinde, hastaların çoÄŸu virüsü doÄŸum zamanı ya da doÄŸum zamanına yakın bir zamanda edinir1 - hepatit B ile infekte olan 10 kiÅŸiden 9′u yetiÅŸkinliÄŸe geçtiklerinde hala hepatit B ile infekte olacaklar.2
Dünyanın geri kalanında, hepatit B virüsünün, cinsel temas ya da kontamine kana maruz kalım yoluyla, adolesan ya da yetişkin dönemde edinilme olasılığı daha yüksektir.1
1 Margolis et al. 1991; 2 Thomas 1996
Karaciğerin Biyolojik Fonksiyonları Nelerdir?
Karaciğer yağların ve yağda emilen vitaminlerin emilimi; albumin ve pıhtılaşma faktörleri gibi proteinlerin yapılması açısından önemli bir organdır. Atık maddelerin detoksifikasyonundan da, yine karaciğer sorumludur. Karaciğer barsaklardan emilerek kana karışan besleyici maddelerin; proteinler ve diğer hücre elemanlarının sentezinden önce işlem gördüğü yerdir. Ayrıca karaciğer daha sonra kullanılmak üzere kan şekeri ve vitamin depolar, vücuttan atılması gereken zararlı maddeleri zararsız hale getirir (detoksifikasyon).
Hepatit B Virüsünün Karaciğerdeki Akıbeti Nedir?
Hepatit B virüsü, karaciğer hücrelerine bağlanıp bunları enfekte ettikten sonra, kronik enfeksiyonun gelişmesiyle sonuçlanan, benzersiz bir mekanizma ile çoğalır. Dolaşıma, büyük miktarda virüs ve virüs proteinleri karışır.
Hepatit B Virüsü Nasıl Hastalık Yapar?
Hepatit B virüsü karaciğer hücresi içerisine kendi genetik materyalini yerleştirerek, bu hücrelerin rutin çoğalma mekanizması ile üremelerini sağlar. İnsan vücut bağışıklık sistemi, virüsün genetik materyalini içeren kendi karaciğer hücrelerine saldırmak üzere harekete geçer. Yani virüs dolaylı yoldan karaciğere zarar verir. Bağışıklık sisteminin aralıksız saldırıları, karaciğer hücrelerinin hasar görmesiyle ve ölmesiyle sonuçlanır.
Hepatit B ‘nin DoÄŸal Seyri Nasıldır?
Hepatit B enfeksiyonu, çeşitli şekillerde seyredebilir. Akut hepatit, genellikle kendiliğinden iyileşen, iyi huylu bir enfeksiyondur ama hastaların bir bölümünde kronik hepatit B yönünde ilerler. Kronik hepatit B, aralarında siroz, karaciğer yetmezliği ve karaciğer kanserinin de olduğu daha ciddi durumlara neden olabilir.
DiÄŸer Bilgiler
• Bazı bireylerde virüs, akut hepatit enfeksiyonu sırasında tamamen ortadan kaybolabilir.
• Kronik enfeksiyonu olan hastaların %25-40 kadarı sonunda, hepatit B virüsü ile bağlantılı bir hastalık nedeni ile ölmektedir.
• Organ/doku nakledilenler veya HIV (AIDS virüsü) ile enfekte bireyler gibi bağışıklık sorunları olan insanlarda kronik enfeksiyon riski büyük ölçüde artar.
• Karaciğer kanseri gelişen insanlarda bu genellikle, akut enfeksiyondan 30 -50 yıl sonra görülür.
• KaraciÄŸer kanseri vakalarının %75-90′ı, kronik hepatit B sonucudur.
• Bir enfeksiyon hastalığı olan hepatit B, dünyadaki ölüm nedenleri listesinde dokuzuncu sırada bulunmaktadır. Dünyanın her yanında 2 milyardan fazla insan HBV (hepatit B virüsü) ile enfekte olmuştur ve bunların 350 milyon kadarı, hastalığın kronik taşıyıcısı konumundadır.
• Hepatit B virüsü karaciğer hücrelerini, bağışıklık sisteminin enfekte (mikrop bulaşmış) karaciğer hücrelerine saldırmasını uyararak dolaylı yoldan tahrip eder. Ancak bağışıklık sistemi her zaman hepatit B virüs enfeksiyonunu tamamen ortadan kaldıramaz.
• BaÅŸlangıçta hepatit B enfeksiyonunu izleyen belirtiler hafif ya da özel olmayabilir. Belirtiler görülürse ;öncelikle sarılık, iÅŸtahsızlık ve karın aÄŸrısı ÅŸeklinde olabilir. Hepatit B virüs enfeksiyonu, deÄŸiÅŸik ÅŸekillerde ilerleyebilir. Akut hepatit B 4 hafta ile 6 ay arasında deÄŸiÅŸen bir süre devam ederken, kronik hepatit B’nin aktif ÅŸekline geçiÅŸi, 15-30 yıl gibi uzun bir süre olabilir.
• Kandaki virüsün (vireminin) ortaya konulması ve sayılabilmesi açısından en güvenilir yöntem, hepatit B virüs DNA’sının izlenmesidir.
• Hepatit B virüs enfeksiyonunun teşhisinde kullanılan bazı antijen ve antikor testleri vardır. Bunlar;
o Kronik hepatit B virüs enfeksiyonunu işaret eden; Hepatit B yüzey antijeni testi (HBsAg )
o Virüsün çoğalmakta olduğunu gösteren; Hepatit B e antijeni (HBeAg) veya HBV DNA testidir.
AIDS Nedir?
AIDS, Acquired Immuno Deficiency Syndrome kelimelerinin kısaltması olarak ortaya çıkmış ve EdinilmiÅŸ Yetersiz Bağışıklık Sistemi Sendromu olarak Türkçe’ye çevrilmiÅŸtir.AIDS ilk olarak 1981 yılında Amerika BirleÅŸik Devletleri’nde keÅŸfedilmiÅŸtir.KeÅŸfinden hemen sonra hızla yayılarak; erkek, çocuk, siyah, beyaz, Latin, Asyalı, zengin, fakir demeden bir çok insanın ölümüne neden olmuÅŸtur.Günümüze kadar AIDS’ten 225.000 kiÅŸinin öldüğü kaydedilmiÅŸtir.Bu sayı her 13 ila 15 ayda ikiye katlanmaktadır.AIDS için halen kesin olarak bilinen bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır.AIDS’ten korunmak bu tehlikeli ve ölümcül virüsün yayılmasını önlemek için uygulanabilecek tek yoldur. HIV, Human Immune Deficiency Virus, vücut bağışıklık sistemi virüsü, AIDS tamamen vücut bağışıklık sistemi ile ilgili olduÄŸundan, hastalığa sebep olan virüse bu isim verilmiÅŸtir.Virüs, insan vücudunun hastalıklara karşı direncini saÄŸlayan bağışıklık sistemini etkisiz hale getirmektedir.Vücut bağışıklık sisteminin etkisiz hale gelmesi, virüsten etkilenmeden önce kolayca baÅŸedebildiÄŸi deiÄŸer hastalık mikroplarıyla artık çarpışamayacak duruma gelmesi demektir.Bu da basit bir enefeksiyonun bile ölümcül hale gelmesine sebep olabilir.AIDS hastalarının yarısından çoÄŸu bağışıklık sistemlerinin etkisiz hale gelmesi yüzünden basit enfeksiyonlara yenilerek hayata veda etmiÅŸlerdir. İnsan vücudu bir defa HIV virüsü ile enfekte olmuÅŸsa artık bu virüsün hiçbirÅŸekilde yok edilmesi yada vücuttan atılmasımümkün deÄŸildir.Fakat,virüsün etkilerine engel olmak için bir takım ilaçlar geliÅŸtirilmiÅŸtir. Bunlardan ilki ve ençok bilineni AZT (Zidovudine) adı verilen ilaçtır. Bu ilaç virüsün çoÄŸalmasını engellemektedir.AZT AIDS virüsünün meydana getirdiÄŸi belirtilerin görünmesini engellemekte ve AIDS’li hastanın yaÅŸamının kısmende olsa uzamasını saÄŸlamaktadır. Bilim adamları AIDS’le savaÅŸabilmenin diÄŸer yollarını aramaya devam etmektedirler.Son yıllarda bu konuda büyük geliÅŸme kaydedilmiÅŸtir.AIDS’e karşı korunmak için aşıların testleri halen deneysel aÅŸamadadır.1990 yılının baÅŸlarından itibaren bu konuda baÅŸarılı sonuçlar kaydedilmektedir. AIDS dokunma, öpüşme, solunum gibi dış kontaklarla bulaÅŸan bir hastalık deÄŸildir.Bu nedenle insanların AIDS’li hastalara yaklaÅŸmaması yada onları toplumdan dışlaması hem gereksiz hemde yanlış bir tutumdur. Çünkü AIDS’li bir hastaya dokunarak veya yanında bulunarak AIDS’e yakalanmanın mümkün deÄŸildir.Ayrıca AIDS evcil hayvanlardan, tuvaletlerden, yüzme havuzlarından, tabak yada bardaklardan bulaşıcı özellik göstermez.Bu nedenle insanların bu konularda korkutulması yada yersiz bir kaygıya neden olunması çok yanlıştır.AIDS’in ana bulaÅŸma yolu seksüel birleÅŸme, uyÅŸturucu kullanıcılarının enjektyörlerini paylaÅŸması ve çok da az olsa kan transferidir.Ne yazık ki, AIDS hastalığına yakalanmış hamile bir kadının daha doÄŸmamış bebeÄŸide bu hastalığa yakalanmış demektir. Neden AIDS’i daha önce duymamıştık? AIDS 1981 yılına kadar tanımlanmış bir hastalık deÄŸildi.AIDS’in izinin sürülmesidoktorların bu bilinmeyen hastalığı yeterli derecede tanımasıyla baÅŸladı.AIDS’in ilk rastlandığı 1981 yılında ABD’de 316 kiÅŸinin AIDS hastalığına yakalandığı tesbit edilmiÅŸtir.BeÅŸ yıl sonra 1986 AÄŸustos’unda 23.000 vaka rapor edilmiÅŸtir.Hastalığın artışı büyük bir hızla devam etmiÅŸ ve 1990′larda sadece ABD’de 60.000 nin üstünde AIDS hastası tesbit edilmiÅŸtir.Bu hızlı artış, bilim adamları, doktorlar ve hükümetler için bir alarm sinyali olmuÅŸ ve onları konuyla ciddi biçimde ilgilenmeye itmiÅŸtir.AIDS’in gerçek kökeni bilinmemektedir. Çünkü AIDS yeni geliÅŸmiÅŸ bir hastalıktır. AIDS’in kökeni hakkındaki en geçerli görüş hastalığın Afrika kökenli olduÄŸudur.Afrika’da ki yeÅŸil maymunların taşıdığı bir virüs insanlarda rastlanan AIDS virüsüne çok benzemektedir.Bilimsel tahminler maymunlarda rastlanan virüsün doÄŸal ortamda organizmalar içinde yaÅŸamını sürdürerek, mutasyon geçirdiÄŸi ve burdanda insanlara geçtiÄŸi üzerinde yoÄŸunlaÅŸmaktadır.Görülen mutasyonun çok nadir olduÄŸu da görüşler arasında yer almaktadır.Bir baÅŸka görüş ise virüsün biyolojik silah olarak üretilmek istendiÄŸi fakat sonucun etkisi uzun sürede görüldüğü için araÅŸtırmalara devam edilmediÄŸi, ve bir ara nasıl olduysa labaratuvar dışına çıkarılarak insanlara bulaÅŸtırıldığı üzerinedir. YeÅŸil maymunlar Afrika’nın çoÄŸu bölgesinde lezzetli bir yemek olarak görülmektedir.Virüsün maymunlardan insana iyi piÅŸmemiÅŸ organlardan yada etlerin piÅŸirilmeye hazırlanırken meydana gelebilecek kesik vb. gibi yaralardan bulaÅŸmış olabileceÄŸide düşünülmektedir.Çünkü bilindiÄŸi gibi virüsün bulaÅŸma yollarının en önemlilerinden biri kandır.Hastalığın ilk insana bulaÅŸması böyle olmuÅŸtur.Bundan sonra hastalık diÄŸer insanlara seksüel birleÅŸme ve uyuÅŸturucu kullanımı ve kan transferleri sırasında yayılmıştır.Afrika devletlerinin bir çoÄŸu bu görüşün mantıklı olduÄŸunu savunmaktadır.Bu olayların hiçbiri ırkla ilgili deÄŸildir.Åžunu unutmamak gerekir ki tek bir kiÅŸi deÄŸil tüm insanlık AIDS’in geliÅŸmesinden sorumludur; ve bizde bu sorumluluÄŸu paylaÅŸmaktan ve bu öldürücü virüsün yayılmasını engellemekten sorumlu sayılırız.
ARC Nedir?
ARC, AIDS RELATED COMPLEX kelimelerinin kısaltılmasından oluÅŸmuÅŸtur.Türkçesi, AIDS’le İlgili Hastalıklardır ve bu hastalıklara AIDS hastalığını meydana getiren virüsle aynı tip virüs neden olmaktadır.AIDS’in belirtisiz dönemden sonraki yaklaşık 4-5 sene süren ve kronik hastalıkların görüldüğü evredir. Bu hastalıklardan herhangi birine yakalanan bir kiÅŸi AIDS hastasıyla aynı belirtileri gösterebilir.Bunların bazıları lenf bezlerinde kabarma, aşırı yorgunluk ve hızlı kilo kaybı sayılabilir.Bu hastalıklar fırsatçı enfeksiyonlar olarak da tanımlanabilir.Fırsatçı enfeksiyonlar vücut bağışıklık sisteminin zayıflığından yararlanırlar.Fırsatçı enfeksiyonların en önemlileri Pneumystic Carinii Pneumaonia(PCP), Kaposis Sarcoma (KS) ve deri kanseri dir. Bastırılmış bağışıklık (Immunosupressed) yada tehlikeye girmiÅŸ bağışıklık(Immunocompromised) kelimeleri bağışıklık sistemi zayıflamış kiÅŸileri ifade etmek için kullanılan diÄŸer terimlerdir. HIV virüsünün bağışıklık sistemini zayıflatması sonucunda diÄŸer hastalık problemleri ve aynı virüsün meydana getirdiÄŸi komplekslerle birlikte hastanın ölümüne neden olabilir. AIDS virüsünün meydana getirdiÄŸi yukarıda adı geçen hastalıklardan birine yakalanan insanlar virüs aktif halde olsa dahi normal yaÅŸamlarına devam edebilirler.Ancak hasta kiÅŸide bazı hafif belirtiler görülebilir. AIDS hastalığı hemen ortaya çıkmayabilir.İlk 5 seneye kadar hiçbir belirti dahi göstermediÄŸi zamanlar olmuÅŸtur.New York’ta yapılan araÅŸtırmalarda hastaların %29′unun hastalık belirtilerini ilk 4.5 yıl içinde gösterdiÄŸi gözlenmiÅŸtir.